Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan bir şirket türüdür. Yasal tanımında da belirtildiği üzere, şirket alacaklılarına karşı yalnızca sermayesiyle sorumludur. Bir sermaye şirketi olması, anonim şirketin yöneticilerinin sorumluluğunu da zorunlu kılmaktadır. Şirketin yürütme organını oluşturan yönetim kurulu üyeleri, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihmal ederek şirketi zarara uğrattıklarında, tazminatla sorumlu hale gelirler. Bu sorumluluğun amacı, yönetim kurulunun kanun ve esas sözleşme tarafından yüklenen görev ve sorumlulukları yerine getirmesini sağlamaktır. Bu düzenleyici çerçeve, şirket alacaklılarının ve pay sahiplerinin güvencesiz kalmasını önler.
1. Sorumluluğun Hukuki Niteliği ve Şartları
a. Sorumluluğun Hukuki Niteliği
Yönetim kurulu üyeleri şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu tutulabilir. Şirketin dava açma hakkı sözleşmesel bir ilişkiye dayanır. Ancak, şirket ile yönetim kurulu üyeleri arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği konusunda tam bir görüş birliği yoktur. Bu ilişkinin niteliği hem yetkili mahkemeyi hem de uygulanacak hukuki çerçeveyi etkilediğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2001/13-1026, K. 2001/765 sayılı kararıyla uyuşmazlığı çözmüş ve ticaret mahkemelerinin yetkili olacağına ve ticaret hukukunun uygulanacağına hükmetmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 553, 555, 556 ve 557. maddeleri, yönetim kurulu üyelerinden pay sahiplerine ve alacaklılara karşı sorumluluğun yasal dayanağını oluşturur.
b. Sorumluluk Şartları
Yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için şu unsurların bulunması gerekir: hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı. TTK Madde 553/1 uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmiş olmaları gerekir.
Sorumluluk kusura dayanır ve hafif ihmal dahi yeterlidir. Kusursuzluğunu ispat yükü yönetim kurulu üyelerine aittir.
Sorumluluk, yönetim kurulu üyesinin kusurlu davranışının zarara yol açması durumunda doğar. Kanun, doğrudan zarar (pay sahiplerine ve alacaklılara) ve dolaylı zarar (şirkete) arasında ayrım yapar. Doğrudan zarar durumunda şirket bir kayba uğramaz, ancak pay sahiplerinin veya alacaklıların malvarlığı azalır. Bu taraflar kendi adlarına tazminat talep edebilirler. Dolaylı zarar durumunda ise zarar öncelikle şirket tarafından üstlenilir ve dolaylı olarak pay sahiplerini ve alacaklıları etkiler. Bu tür durumlarda tazminat şirkete ödenir.
Hayatın olağan akışına göre zarar ile haksız fiil arasında bir illiyet bağı kurulmalıdır.
2. Sorumluluk Davalarında Taraflar
Sorumluluk davalarında dava açma hakkı şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara tanınmıştır. Şirketin yönetim kuruluna karşı dava açabilmesi için, TTK Madde 418'de belirtilen olağan nisapla bir genel kurul kararı alınması gerekir.
3. Sorumluluk Davalarında Görev ve Usul
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılan sorumluluk davalarında asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu tür davalar Türk usul hukukuna göre basit yargılama usulüne tabidir.
4. Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğunun Sona Ermesi
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu ibra veya zamanaşımı ile sona erebilir. Bunlar, sorumluluğu ortadan kaldıran veya engelleyen iki temel mekanizmadır.
a. İbra
Her hesap yılı sonunda, anonim şirketin genel kurulu, yönetim kurulu üyelerinin eylemlerinin kanuna ve esas sözleşmeye uygunluğunu inceleyebilir ve yönetim kurulu üyelerinden eylemlerinden dolayı sorumlu tutulmayacaklarını belirten bir ibra kararı alabilir. Bu karar, hukuk doktrininde tek taraflı negatif bir borç ikrarı teşkil eder.
İbra kararı hem yararlananlar hem de yönetim kurulu üyeleri için kritik öneme sahiptir. Yargıtay, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluktan kurtulabilmesi için geçerli bir ibra kararının bulunmasını şart koşar.
Bu kararı almaya yalnızca genel kurul yetkilidir ve bu yetki TTK uyarınca genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Özel bir çoğunluk aranmadığından Madde 418'deki olağan nisap uygulanır. Yönetim kurulu üyeleri veya yönetimde görev alanlar, kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.
İbra açık veya örtülü olabilir. Bilançonun onaylanması, genel kurulun finansal tabloları usulüne uygun olarak incelemesi ve tabloların doğru ve şeffaf olması şartıyla örtülü bir ibra teşkil eder.
Bir kez verilen ibra, başka bir genel kurul kararıyla geri alınamaz. Bu ilke hukuki belirliliği sağlar ve yönetim kurulu üyelerini belirsiz hukuki tehditlerden korur. Ancak, ibra kararı nihayetinde bir genel kurul kararı olduğundan iptal davasına konu olabilir.
İbra şirketin dava hakkını ortadan kaldırsa da, ibra yalnızca genel kurulu bağladığından ve tek taraflı bir borç ikrarı sayıldığından, pay sahiplerinin ve alacaklıların sorumluluk davası açma hakkını etkilemez.
b. Zamanaşımı
TTK'da sorumluluk davaları için üç tür zamanaşımı süresi düzenlenmiştir:
- Şirket, pay sahipleri ve alacaklılar için geçerli olmak üzere, zararın ve sorumlu olanların öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık süre.
- Tarafların ne zaman öğrendiğine bakılmaksızın, zarar verici fiilin işlendiği tarihten itibaren mutlak 5 yıllık süre.
- Eğer haksız fiil aynı zamanda Türk Ceza Kanunu uyarınca cezayı gerektiren bir suç teşkil ediyorsa ve bu suç için öngörülen dava zamanaşımı süresi daha uzunsa, sorumluluk davası için de bu ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Kaynakça
Mülga ve Tasarı Türk Ticaret Kanunu'na Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Hukuki Sorumluluğu, Levent UYSAL
Prof. Dr. Oruç Hami Şener, Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2015
Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, Dr. Serhan Dinç
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu